• bugün (179)
  1. mülakata her girişimde kendimi bir mahkeme salonunda sanıyorum galiba, jüri heyeti karşısında ter döküyorum adeta. sonra mail geliyor "biz size döneriz" diye, aylarca telefon elimde bekliyorum, dönmüyorlar bir türlü. insan birazcık insaf eder, bir tek satır yazmak bu kadar zor mu.
  2. ben bu işlerde çok tecrübe kazandım, gençlere tavsiyem mülakata giderken ne soracaklarını önceden düşünüp hazırlıklı gidin. yoksa o heyecanla aklınızdaki her şey uçup gidiyor. hele bankacılıkta sorulan sorular ezber gibi, teknoloji tarafında ise, biraz daha teknik bilgi istiyorlar, temkinli olun derim.
  3. mülakata girerken insan kendini anlatmak istiyor ama karşındaki sadece cv'ye bakıp iki soru sorup yolluyor. işe alınsan bile mobbing'in kralını yaşarsın, ne kadar anlatsan kimse inanmaz. insan bu yüzden yeni bir işe girerken artık umutlanmıyor, sadece kırılıyor.
  4. şehir değiştirip girdiğim mülakatta salonun penceresinden dışarıyı izlerken sordular 'kendinizi nasıl tanımlarsınız', ben de camdan bakmayı sevdiğimi söyledim, sessizlik oldu.
  5. bir tanesinde online toplantı vardı ve kamera açılmadı, ekip de bağlantı da napsın şaşırdı.
  6. şu mülakat işi ne tuhaf, bir taraf seni ölçüyor, öte taraf seni tanımaya çalışıyor. yurtdışında bu iş biraz farklı, hollanda'da daha sohbet havasında, almanya'da daha kağıt kürek üzerinden yürüyor. istanbul'dayken kısa kesiliveren bir işti, burada ise senden öykü isteyen bir hal alıyor. insan gittiği yerde kendini hem anlatmayı hem susmayı öğreniyor.
  7. yurtdışında mülakatlara girince insan türkiye'deki mülakatları da ister istemez kıyaslıyor, burada süreç daha çok cv ve teknik bilgi üzerinden ilerlerken orada bazen ne yazdığından çok kim olduğun konuşuluyor.
  8. iki tarafı da görelim dersem, benim tecrübem hem güzel hem yorucuydu. işveren bir yandan adayın ne bildiğini ölçmeye çalışıyor ama aday da o şirketin gerçekten iyi bir yer olup olmadığını anlamak istiyor. bir keresinde masada dört kişi vardı ve bana ürün deneyimimden hiç bahsettirmeyip sadece maaş beklentisi sordular, oradan zaten anladım ki kültür oturmamış. sakin kalıp soru sormayı bırakmamak lazım, yoksa tek taraf kaybediyor.
  9. gençlere tavsiyem, mülakata girerken önce şirketin kaç yıllık olduğunu bir araştırın; ben otuz yıllık tecrübemle bunu yapmayan çok gördüm. bir keresinde bir arkadaş bankaya girmiş, ikinci haftada mobbinge uğradım diye ağlıyordu, meğer şubeyi tek kişilik kadroyla yöneten bir patron varmış. sonra pişman olursunuz, en iyisi kapıdan girerken hangi rüzgârın estiğini bilmek. tecrübe konuşuyor, kulağınızı açın.
  10. eskiden mülakata gidince insanın eli ayağı titrerdi, şimdiyse online teste takılıp eleniyorsun daha yüz yüze bile gelemeden. o eski samimiyet nerede, insan kaynakları bile artık bir makineye dönüştü.