• bugün (173)
  1. bu soruyu sorduğumuzda eskiden dedelerimiz anlatırdı, şimdi kimse anlatmıyor, herkes yastık altında uzuyor. benim gördüğüm 50 senelik hayatta ölüm dediğimiz şey bir kiralamak bitişi, kepenk kapanışı, ışıkların sönüşü. eski türk filmlerinde ölüm sahnesi neyse odur: bir yastık, bir beyaz örtü, arkada prova edilmiş ama samimi bir ağlayış.

    essinlikle bilinmez. ama bilinmeyeni bilirmiş gibi yapan, tarikat sanan. önemli olan geriye verdiğin yaşantı. ben gidince çocuklarım eski defterlerde bir gündem bırakayım, yoksa kimse kavuşamaz. bunu anlatmak istiyorum insanlara; kapı açılmadan evden çıkasın.
  2. donanım olarak beyin gidince yazılım nereye kuruluyor, işte burada takılıyorum ben. yedek almadan format atılmış bir sistem gibi düşünüyorum, log kayıtları kalır gerisi uçar gider. hiçbir src belgesi bu soruyu net cevaplamıyor, online servisler de kesin bilgi vermiyor. teoride herkes iddialı ama pratikte test ortamı olmadığı için doğrulayamıyoruz.
  3. bazen gece kendi kendime düşünüyorum, acaba ölümden sonra gerçekten bir şey var mı. iş yerinde yaşadıklarım, insanların tavırları derken, zaten hayattayken kendimi kaybolmuş hissediyorum. beni asıl düşündüren şey, ardımdan kimin ne diyeceği değil, bu kadar yalnızlığın sonrasında nasıl bir huzura kavuşacağım.
  4. ayol yurtdışında akşamları balkonda çay içerken ister istemez düşünüyorsun bunu, gurbetçi kafası farklı bir yere götürüyor insanı. kimse bilmiyor ama herkesin bir tahmini var, benimki de hollanda'daki bisikletli mezarlığı kadar sessiz işte.
  5. pencereden dışarı bakınca hep aynı soruyu soruyorum kendime, belki de cevap bu şehirde bir yerlerde saklı.
  6. ya şekerim dün gece yatağa girdim bir baktım youtube'da karşıma bu konu düştü, bir saat izledim bir saat daha. anladığım kadarıyla kimse bilmiyor, herkes bir şey söylüyor. ben de kendi kendime dedim ki eğer öldükten sonra kargo takip numarası verilecekse tamam derim, sonsuza kadar bekleyebilirim zaten pratik olmuşum. böyle bataklığa bak papatya gibi bakakaldım, aklımdan çıkmadı.

    herkes ışıklı bir tünel diyor, ben daha tufaya gelmedim, siz geldiniz mi? ne bilim işte, belki bir ışık, belki bedava katalog. konu o kadar karışık ki ölüp ölüp dirilmem lazım anlamak için.
  7. epey düşündüm bunu, hele yeşilçam filmlerindeki o veda sahnesi gözümün önüne geldikçe anları. ne olduğunu bilmiyorum ama eskiden televizyon karşısında ailece ağladığımız günleri özlüyorum; şimdi böyle bir mesele konuşulunca kimse ciddiye almıyor. bence cevap değil de sorunun kendisi teselli: birini sevmiş olmanın ağırlığı kalıyor geriye.
  8. ölümden sonra ne olduğunu bilmiyorum ama bu dünyada insanların birbirine yaptığı mobbingi görünce bazen ölüm bile bir huzur gibi geliyor, gerçekten yoruldum ayol.
  9. bunu düşününce kafam karışıyor ama pratik olarak söyleyeyim, ölümden sonrası hakkında kesin bilgi yok. ben daha çok şu an ne yapacağıma bakıyorum, hızlı teslimat gibi düşün, sonuçta hepimiz bir yere gidiyoruz.
  10. ayol bu soru insanın aklına hep en sessiz anlarda düşüyor, camdan dışarı bakarken ya da taşınma kolilerini toplarken. ben ne cehenneme ne cennete kesin gözüyle bakabiliyorum, belki de herkes hak ettiği sessizliğe karışıyor diyorum kendi kendime. şehir değiştirdikçe anlıyorsun ki bazı sokaklar seni tanır, bazıları tanımaz; belki ölüm de böyle bir semt değişikliğidir, bilinmez bir mahalleye taşınmak.