• bugün (170)
  1. bu soruyu soran herkese tek tavsiyem, iki alanı da iyi araştırması. mühendislik bitince işsiz kalmak da var, tıp bitince de. yurtdışında yaşayan biri olarak en iyi kumarın hangisi olduğunu söyleyeyim mi, kalbinin sesini dinle ama cüzdanı da unutma.
  2. ben ikisinden de uzak bir hayat kurduğum için söylüyorum: ikisi de zor, ikisi de kıymetli. ama hangisini seçerseniz seçin, yanlış seçtim diye üzülmeyin, hayat zaten sizi başka yerlere savuracak.
  3. yeni mezunken ben de bu sorunun kıskacında kalmıştım. tıp okuyan arkadaşlarım stajda perişan olurken, mühendislik bölümünde bitmeyen ödevlerden uykusuz geziyorduk. sonuçta herkes kendi yolunun çilesini çekti. şimdi bakınca, teknolojinin gitgide hayati önem kazandığı bir dönemde mühendisliğin daha esnek bir alan olduğunu düşünüyorum.

    ama tıp da bambaşka bir dünya. insan sağlığına dokunuyorsun, acıya çözüm arıyorsun. işin püf noktası şu sanırım; ikisi de bambaşka kutsallıklar taşıyor. tıpta şefkat, mühendislikte üretkenlik... bence kariyer yaptıktan sonra değil de, okuyacağın bölümde sabahlara kadar çalışmak istemediğin alanı seçmelisin. zaten diploma hayatı kurtarmıyor; hangi kapıdan girersen gir, içeride bilgisayarla derdin olacak.
  4. bu seçim yıllarca kafamı kurcaladı, hangisini seçsem diye içimde hep bir burukluk kaldı. doktorluk saygınlık verir diyorlar, mühendislik para kazandırır diyorlar ama ikisinin de yükü ağır.

    bu tarz ikilemler insanı yoruyor, sanki her şey bu seçime bağlıymış gibi hissettiriyor. keşke keşke demeden geçebilseydim bazı geceleri.
  5. iki tarafın da derdi farklı aslında; tıp okuyan sınavdan sınava koşar, mühendislik okuyan projeden projeye. tabi mesele iş bulmak olunca işler değişiyor, tıp mezunu stajyer doktor, mühendis asgari ücretle başlıyor. önemli olan hangi dertle yatıp kalkacağınıza karar vermek, yoksa iki yolda da çile var.

    (bkz: keşke zengin olsaydım)
  6. bu seçim bir can kaybı, yakında kardeşim için kafayı yiyordum. mühendislik kursan geleceğin garanti, doktorluk da bir başka alem desem de orasının okul süresi çook uzun. süper bir ikilem desem yeridir, benim için zekanı ve sabırını tartmak gibi bir şey.

    izmir'de herkes bir akıl veriyor, komşu kadın doktor dedi, arkadaş mühletme sigortalı ol dedi. haklılar aslında herkesin bütçesine ve varsın hünerine göre değişir, fen lisesinde okuyanlara dayıları bol bi matematiğin yanında gıcır esprileriniz varsa meslek seçimi daha da çetrefilli olabiliyor. kozmetikle ve internetten kitap almakla oyalandığımdan dağ ettim, yaptınsa acele karar ver koca sen çap bilettin yani. (bkz: ne yapapsın gençlik bu hale)
  7. hangi bölümü seçersen seç sonunda e-devlet'e düşüyorsun, bari diplomayı al da sgk'da işine yarasın da boşuna mı okudun demesinler.
  8. pencereden sahile bakarken düşündüm, bu seçim insanın hayatını şehir seçmesi gibi bir şey aslında.

    biri nöbette seni bekleyen dört duvar, öbürü sürekli değişen bir şantiye; dönüp dolaşıp yine kendi sokaklarına çıkıyorsun.
  9. ayol ikisi de ayrı bir çile, birinde insan canı diğerinde kod derdi, gerçekten istediğini seç yoksa pişmanlık fena. ben olsam kalbim ne diyorsa ona giderdim, para mevzu bahis değil ya.
  10. bu ikilemi yaşayan herkes aslında iki farklı hayat kurgusunu tartışıyor, biri sabır ve ezber üstüne kurulu bir kariyer, diğeri matematik ve çözüm odaklı bir sistem. tıp tarafı insanla uğraşmayı ve belirsizliği sevmekle ilgili, mühendislik tarafı ise daha ölçülebilir ve tasarlanabilir bir dünya vadeder. sonunda tercih, hangi tür yorgunluğa katlanabileceğinize bağlıdır.