-
her ay aynı filmi baştan izliyormuş gibi hissediyorum ayol, fatura bir geliyor anlatamam. geçen ay aradım, "bekleyin efendim inceleyeceğiz" dediler; ben beklerken faturaya bir kalem daha eklenmiş, bir de tatlı bir ses tonuyla "sistemden kaynaklı olabilir" diyorlar. içimden dedim ki bu sistem sizsiniz de ben miyim?
kimseye hakaret etmek istemiyorum ama bu tarz konularda insanın gözlemci ruhu bile isyanda. hasılı ne zaman gülsem sonunda sinirime hakim olamıyorum bu tarz tepkilere de bakılırsa mağduriyetim hiç bitmeyecek. (bu tarz konularda bir tk korkutmuyor bir alo hiç değil)
ama gelin görün ki şu faturalar aynen şöyle: son ödeme gününde bir megsm daha. ben yine ödeyeceğim tabii, herkes gibi.
-
turkcell fatura şikayeti konusunda yılların tecrübesi bende var, ben bu yollardan çok geçtim evlatlarım. paket dışı ek ücret ne zaman gelse, sakın telefonda 'tamam' demeyin, yazılı itiraz edin; aksi halde teknoloji de banka da sizi görmez, ben söyleyeyim sonra pişman olmayın.
-
her ay fatura gelince içim bir garip oluyor, sanki hem kullanıyorum hem kullanılıyorum. kimse
-
turkcell faturası geldiğinde hep bir iki kalem fazla çıkıyor, arayıp sormadıkça da kendiliğinden düzelmiyor. ben her ay ekstreyi satır satır okurum, çünkü eskiden bir kez başıma geldi ve o günden beri ne aldığımı ne ödediğimi biliyorum. pratik çözüm şu: müşteri hizmetlerinden döküm isteyip konuşacaksın sesini yükseltmeden ama net bir dille, sonra gerekirse kayıt numarası alacaksın.
çevremde de aynı dert var, komşum da faturasına itiraz edip kapatıyor dosyayı. dikkat edilirse adı değişen kampanya ya da tanımlandı denilen gizli adımlar hep faturaya yansıyor; talep edin dökümü, tek tek kontrol edin, normal zamma kimsenin sözü olmaz ama haksız kalem cebe oturmaz diye düşünüyorum.
-
ayol turkcell her ay faturayı şişirip gönderiyor, ben de her ay müşteri hizmetlerini ararken saçlarımı yoluyorum, kargom bile bu kadar nazlı gelmezdi.
-
bu başlığı okurken dolabımda duran 2005 tarihli fatura zarfını gördüm sanki. ahhh o zamanlar türkcell'in adı bir cep telefonu uzatması idi, tek seferde mektupla gelirdi abonelik faturan. simdi ise e-devlete bakıyorum borçlar birikmiş, hiçbir açıklama yok, vergi misali eklenmiş çifte kavrulmuş kalemler. eskiden memuriyetteydim, dosyayı elimle tutardım; şimdi eller havada, ik ag ekran başında bir klavye. çağrı merkezini arıyorsun karşına makine, 'sizi şu bölüme aktarıyorum' deyip kapatıyor, sonraka 'hizmeti beğendiniz mi' anketi. ey türkcell, insanı delirtmeyin, hesabınızı sorun şu ödediğimiz paraların nereye gittiğini.
ve sakın buradan şu sonucu çıkarma; ne kadar şikayet varsa o kadar elbet vardır haklı olan taraf. sabır taşı çatlıyor, ama memuriyetten gelmiş bir kul olarak dilekçe yazmayı iyi bilirim. bir gün o fatura düzeltilecek gibi.
-
turkcell faturası geldi yine, çıldıracağım ayol. geçen ay 340 lira ödedim, bu ay 512 lira gelmiş, ortada ekstra hiçbir şey yok. e-devletten bakıyorum tek tek, neyse ki orada her şey kayıtlı da hakkımı arıyorum. sabır taşıyım ama bu kadarı da pes dedirtiyor insana.
-
ay şekerim ben bu faturayı her ay bir bilmece çözer gibi açıyorum, geçen ay iki yüz lira gelen şey bu ay dört yüz olmuş. ne değişmiş acaba diye müşteri hizmetlerini aradım, bana kampanya tanımlanmış dediler, ben öyle bir kampanya istemedim ki. sonradan öğrendim ki arka planda kalan o pahalı paketler kendiliğinden yenileniyormuş, kibar kibar söylüyorum ama insanın sabrını zorluyorlar vallahi.
bir de veri aşımı meselesi var, internetim bitti sanmayın diye bildirim bile gelmiyor, fatura gelince anlıyorum ki bitmiş. hani bir mesaj atsalar elli lira değil de üç lira etse gam yemem de insan paranın nereye gittiğini bilmek istiyor gerçekten.
-
vallahi şekerim bu turkcell faturası dediğin şey insanın belini büküyor, her ay bambaşka bir rakam geliyor karşıma, sanki benim kullandığım paket değil de hayal dünyasından bir tarife bu. müşteri hizmetlerini aradığında hepsi birbirinden özür diliyor ama faturaya itiraz edince 'siz aşmışsınız efendim' deyip kapatıyorlar telefonu.
eskiden bir kart vardı ya hani, parasını atardın içine, o kadar kontör biterdi bitti. şimdi herşey dijital olmuş, gizli ücretler, bilmem ne servisleri, izlemediğin şeyden faturalandırma falan. o eski günleri bir ben mi özlüyorum, insan yaşlandıkça hakikaten herşey daha sade daha az karmaşıktı diyor, bu faturalar karşısında insan ister istemez melankoliye kapılıyor.
-
valla şekerim her ay aynı hikaye, fatura geliyor bakıyorsun rakam aldı başını gitmiş. arayıp soruyorsun, sesli yanıt seni saatlerce çevirip top gibi oynuyor, en sonunda hattan düşüyorsun. sanki kontratı biz değil de onlar bizim adımıza imzalamış öyle bir faturalar geliyor, insan gerçekten içinden çıkamıyor bu labirentten.